Orada masada
oturuyordum, biraz sıkılmıştım zorlama konuşmalardan, eğlenmeye çalışmaktan.
Dışarı çıksam diye düşündüm, ama yalnız... ya da biriyle ama kiminle? Kimse yok
ki. İçimi çekip biraz daha oturup öylesine gülümsedim, her ihtimale karşı.
Düşüncelerimin gerisinde birini düşünüyordum, olmayan birini, şimdi olsa burada
diye.
Bir sıcaklık
geldi yanımdan, dönüp baktım yoktu. Yavaşça kalktım, ben sigara içmeye
çıkıyorum dedim. İşte dışarıdayım, gece de çok güzel.
Yine başladım
düşünüp hayal etmeye, işte orada duruyor. Yanına baktı, kimse yoktu. Bana
baktı, şöyle bir bakıştık önümüze döndük. Sessizce sigara içmeye devam ettik.
Şu uzaklığın getirdiği yakınlık, hiç bir şeyde bunun tadı, gizemi yok. O da
beni hissediyor, söylenecek tek bir kelime yok. O yüzden öylece durmalı. Önemli
olan aradaki bağı hissedip, huzur bulmak.
İşte o büyülü
yakınlık duygusu. Nasıl güzel, huzurlu. Bana doğru yürüyor, baksam mı acaba.
Benim de sigaram bitti. Aslında canım onunla yan yana öylece durmak istiyor,
yakınlığın sıcaklığıyla, tek kişi gibi. Şöyle dursam, gelip yanımda durur mu?
Eğer bu oysa durur. Eğer oysa gerçekten durur mu? Ya o da benim aynı şeyi
yapmamı bekliyorsa. İşte çıkmaz burada. Bu yan yana durmacanın doğal olarak
olması gerekiyor. Yani birisi aktif bir eylemde bulunursa, bu asılmaya girer. O
da duruma uymaz. Şimdi kalkıp bir şey desem, olmaz. O bir şey söylese hiç
olmaz. İçimi çektim.
O içeri girdi
bile. Belki de inat edip beklemem lazım.
Niye ben salak
salak ömür boyu bu oyunu oynayıp hayal kırıklığına uğruyorum. Öyle biri olsa
çıkardı şimdiye.
İşte bu yüzden
bekliyorum. Yani böyle bir şeyi yaşama imkanı var da o kişi yok hesabı var
kafamda. Böyle kaç romantik kalmıştır acaba.
İçeri girdim
sedirlerden birine oturdum. Arkama yaslandım. Antenler açık. İçkim bitti.
Sessizce yanıma oturdu, önce kendi bardağını koydu masaya sonra da benimkini.
Kısa bir bakış, sağol der gibi. Birileri gelip onunla konuştu. Benim başım öbür
tarafa dönük, ben burada iyiyim siz keyfinize bakın dedi. Benimkiler de beni
dansa çağırdı, şimdi istemiyorum dedim. Hafif bir gülümseme ikimizde birden.
Canım kuru yemiş
çekti, şöyle bir bakındım, yan masaya erişip oradaki tabağı alıp bizim önümüze
koydu, bir fındık alıp yedi. Ben de bir leblebi.
İçkilerden birer
yudum daha. Sigara paketine uzandım. Ayağa kalktı, hafifçe arkamdan yürüyüp
benimle dışarı geldi. Sigaramı yakmamı bekleyip sonra içkimi verdi. Ben de onun
içkisi tuttum sigarasını yakarken. Nasılsın dedi. İyiyim sen?
İçimde hiç bir
heyecan yok, çok garip. Sanki kendi kendime gibiyim. Çok rahatım.
İşte beraber
uzaklara bakıyoruz. Yüzünü veya tipini merak etmiyorum. Bu huzur bozulsun
istemiyorum.
Gidelim mi, dedi.
Gülümsedim, gidelim dedim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder