Küçücük bir çocukken hayal kurmak en eğlenceli oyundu onun için. Gizli bir zevk alırdı. Hiç kimse onun ne düşündüğünü bilemezdi nasılsa. Bir duvarın dibinde oturur yan bahçedeki motora bakar hayallere dalardı. Tuhaf bir hayaldi, büyüyene kadar hatırladığı, bir anlamda travmatik bir hayaldi. Galiba biraz korkuyordu o motordan, hayalinde birileri onu kaçırıyordu, eziyet ediliyordu sanki ona, ama eziyetin nasıl olduğunu hayal edemiyordu. Sık sık bunu hayal etmeye başladı, artık zevk almaya başlamıştı, aynı zamanda motordan daha fazla korkmaya başlamıştı. Kafası karışıyordu ama düşünmekten de kendini alamıyordu. Ne zaman bu hayalden vaz geçtiğini hatırlamıyordu, muhtemelen başka bir yere taşındıklarında, söz konusu nesne gözden uzaklaşınca onunla ilgili hayaller de bitmişti. Yetişkin yaşlarına kadar o kadar küçük bir yaşta nasıl böyle bir hayal kurduğuna şaştı kaldı.
Hayal kurmaya devam etti her yaşında,
ama bunlardan hiçbir zaman kimseye bahsetmedi. Elbette çoğunda kendisini hayal
ediyordu ama bir süre sonra kendisi olarak düşündüğü kişi başkasına
dönüşüyordu. Bir hayali birden fazla kurmaya bayılıyordu. Özellikle bazı
kısımları çok hoşuna gittiğinden önceki kısımları çabuk çabuk geçip oraya
geliyordu, ufak değişikliklerle varyeteler yapıyordu hayallerine. Bazen bütün
bir gün kendisini o kişi gibi hissederek dolanırdı. Farkında değildi ama
kafasında hikayeler, romanlar yazıyordu.
En çok yalnız kaldığı zamanlarda veya
bir işle uğraşırken hayaller kuruyordu. Başka bir şeyden daha hayal kurmak
kadar hoşlanıyordu, kitap okumak. Sadece kitap okuduğu zamanlarda hiç hayal
kurmuyordu, çünkü kitapların içinde zaten hayaller vardı, başkalarının
hayallerinde yaşıyordu okurken.
Bazen, başkalarının gözlerini bir yere
dikmiş öylece baktıklarını görünce, hayal kuruyorlar diye düşünürdü. Merak
ederdi ne hayal ettiklerini, tahminler yürütürdü. Kimi zaman emin olurdu ne
hayal kurduklarını bildiğinden. Başkalarının hayallerini de kurduğunun farkına
varmıyordu o zamanlar.
Yetişkin yaşlarında hayalleri azalmaya
başladı, kendisini kötü hissettiği zamanlarda hayal kurarak daha iyi
hissedeceğini düşünürdü. Zamanla onu da yapamadığını fark etti. Hayal
kuramamanın eksikliğini hissediyordu böyle zamanlarda. Sonunda tümüyle hayal
kurmayı bıraktı. Zaten çocuktu, işti derken vakit bile yoktu.
Mutlu zamanları, mutsuz zamanları
oldu. Çok çalıştı, hayatın önüne getirdiği her şeyle savaştı. Artık kendisinin
mutlu olup olmadığını bile düşünmüyordu, sadece uğraşıyor ve yaşaması gerekeni
yaşıyordu.
Artık kitap da okuyamıyordu, içinde
büyük bir boşluk giderek büyümeye başladı. Giderek daha sinirli, daha
tahammülsüz biri olmaya başlamıştı.
Bir gün, çalışırken dinlediği müziğe
kaptırdı kendini, müzik bir şekilde onu sarıp sarmaladı, içine aldı. Şarkıyı
söyleyenin sesi sanki onu çağırıyordu. Aniden kendisini bir hayalin içinde
buldu. Sanki kalbi yeniden çarpmaya başladı, kendisini çok iyi hissetmeye başladı.
Tam üç kez aynı hayali çeşitli şekillerde kurdu, o kadar güzeldi ki gözlerinden
yaşlar akmaya başladı.
Kararını vermişti, bundan sonra ilk
hayalinin peşinden koşacaktı, öyle de yaptı. Yepyeni bir yaşam kurdu kendisine.
Hala pek fazla hayal kurmuyordu ama yeni yaşamın verdiği enerji ve mutlulukla,
pek aldırmadı. Unutmuştu hayal kurmaktan ne kadar uzaklaştığını. Daha o zaman
hayallerinin başkaları tarafından işgal edildiğini kavrayamamıştı.
Yine çok çalıştı, didindi, herkes ve
her şey için kendini oradan oraya attı. Sonra yavaş yavaş içindeki boşluk
yeniden ortaya çıkmaya başladı. Bir türlü anlayamıyordu, ne oluyor bana diye
kendine kızıyordu. Ama her defasında bu sorudan kaçıp boşluğu daha da
büyütüyordu. Artık kendisini tanıyamıyordu, bütün alışkanlıkları, mutlu
olabilme yetisi, her şey ama her şey çok farklıydı.
Yavaş yavaş bir şeyler gözünün önünde
netleşmeye başladı, galiba bu sefer dibe vurdum diye düşündü. İçindeki boşluk o
kadar büyümüştü ki artık onun ne olduğunu anlamaya başlamıştı.
Yapmak istediğim, iyi yapabileceğim,
beni mutlu edecek şeyleri hiç yapmadım, harcanmış hissediyorum kendimi diye
düşündü. Nasıl oldu da kendimi hiç tanımadım ve bunca yıl orda burada
sürüklendiğim yerlerde oyalandım diye dehşete kapıldı. Böyle kendime faydam yok
ki, başkasına olsun. Ben mutsuz olunca yakınımdakiler de mutsuz oluyor.
Düşünmeye başladı, uzun uzun düşünmeye
başladı. Sorumluluklarının kendisinin hayal kurmasını engellediğini gördü.
Sanki gizli bir kural ona sadece yalnız kişiler içindir hayal, senin çoluğun
çocuğun var, yakışmaz sana demişti. Hiç kimse böyle bir şey demeye cesaret
edemezdi ama demişlerdi işte söylemeden. Kendisine biçilen kalıba sığmaya
çalıştığını farketti.
Tamam o zaman bu kuralı yasaklıyoruz. Ayrıca istemediğim hiçbir işi yapmayacağım. İsyan çıkarıyorum işte, var mı bir diyeceğiniz diyerek bağırıyordu içinden. Yavaş yavaş başka şeyleri de görmeye başladı. Eşinin kendisini hiç tanımadığını, tanımak için de bir şey yapmadığını fark etti. Ben bunları nasıl kabullenebildim, nasıl göremedim diye şaşırdı. Etrafındaki birçok kişinin de kendisini hiç tanımadığını görünce, bir perde daha kalktı gözünden, tabii tanımazlar ben kendim gibi yaşamıyorum ki. İsyan, yavaş yavaş yamalı paça gibi üzerine giydirilmiş olan kuralları yıkmaya başlamıştı artık. Asıl isyanın kendisine olduğunu fark etti.
İçindeki karanlığın loşluğa
dönüştüğünü görünce, eskiden nasıldı diye hatırlamaya çalıştı. Biri perdeleri
kapatmıştı.Bundan sonra buradaki bütün perdeleri
indiriyorum, perde yok! Perdeler başkaları görmesin diye, güneş girmesin diye
olur. Perdeleri indirmeye başladığında, aslında ne kadar geniş bir yer olduğunu
gördü. Temizliğe girişti. Burası benim köşkümdü nasıl da unutmuşum. İçindeki
dünyayı fark etti.
Kararlarını açıklamaya başladı:
Burası ışıl ışık olacak, güneşle
dolacak. Müziksiz kalınmayacak. Dışarıda ne olursa olsun burası hep aydınlık
olacak. Burada hayal kurmak başlıca faaliyetlerden biridir. Hayaller yaşamak
içindir. Ben hayal kurarken, hiçbir şeyi sınır olarak kabul etmiyorum. Sınırım
yok benim. Burası benim. Hayallerinin aslında ne olduklarını fark etti.
Bundan sonra başkalarının beni
tanıdıklarını sandıkları gibi davranmayacağım. Beni anlamak için biraz
uğraşmaları gerekecek. Onlar uğraşmasın diye olmadığım bir kişi gibi
davranmayacağım, yaşamayacağım.
İçimdeki hayallere can vereceğim
onları yaşatacağım. Hayaller yaşatmak içindir!
İçindeki köşkün perdeleri inip temizliği bitince çok geniş, yüksek tavanlı ve ışıl ışıl aydınlık bir yer olduğunu gördü. İçinde hiç eşya yoktu artık. Sadece ortada büyükçe bir piyano vardı. Pencereler genişti ve yerden tavana kadar dört bir yanı kaplıyordu. İki pencerenin arasında zarif, üstü boş bir masa ve rahat bir koltuk vardı. Her pencereden farklı şahane bir manzara görünüyordu.
İçindeki köşkün perdeleri inip temizliği bitince çok geniş, yüksek tavanlı ve ışıl ışıl aydınlık bir yer olduğunu gördü. İçinde hiç eşya yoktu artık. Sadece ortada büyükçe bir piyano vardı. Pencereler genişti ve yerden tavana kadar dört bir yanı kaplıyordu. İki pencerenin arasında zarif, üstü boş bir masa ve rahat bir koltuk vardı. Her pencereden farklı şahane bir manzara görünüyordu.
Yüzünde bir gülümseme
hayalini kurduğu köşkünün içinde hayallerini yazmayı hayal etti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder