Okumuşsunuzdur
haberi, ölen çocuğunu kucağında taşıyarak memleketine dönen babayı ve ölen
çocuğun hikayesini.
Haber, herkesi
olduğu gibi beni de sarstı. Her anlattığımda boğazımda düğüm olan bir başka
acılı babayı ve ölen çocuğunu hatırlattı bana.
1979 yılıydı, Hacettepe
Tıp Fakültesinde okuyordum. İlk üç senede klinik görülmez, yani hastaneden
fazla kimseyi bilmezsiniz. Sadece derslerinize gelen ve hastanede çalışan
doktorları tanırsınız.
Küçüklüğümden
beri kafamda bir doktor olma anlayışı vardı girerken fakülteye, idealist,
hümanist ve fedakar vs.
Bir arkadaşım,
doğudan gelen bir ailenin çocuğunun hasta olduğunu, durumlarının iyi olmadığını
ve kalacak yerleri bile olmadığını, yardım edip edemeyeceğimi sordu. Benim bir
tanıdığım yoktu ama elimden geleni yapmak istedim, onlara nasıl sırtımı
dönerdim, bir şey yapamam derdim ki.
Biraz düşündükten
sonra güvendiğim bir hocamız geldi aklıma, kendisini daha önce çalıştığım bir
muayenehaneden de tanıyordum. O beni tanımazdı ama başka da bir yol yoktu.
Yarın, doğrudan hastaneye gelsinler buluşalım dedim arkadaşıma.
Ertesi gün ben erkenden
gidip hocamızla görüştüm, kendimi tanıtıp durumu anlattım, tamam gelsinler
dedi. Hemen dışarı çıkıp hastanenin önünde onları bekledim. Bir süre sonra,
hasta çocuk babasının kucağında geldi. Hiç iyi görünmüyordu, baba çok yorgun ve
üzgündü. Hemen, yukarıya çıktık.
Hocamız, çocuğu
muayene etti ve bugün hastanede yerimiz yok yarın gelirseniz yatırırız dedi.
Baba, çaresiz çocuğunu yeniden kucakladı. Ben ne yapacağımı bilemedim,
arkadaşıma peki nerede kalacaklar, ne olacak şimdi diye sorduğumda, arkadaşım, biz
bir yer bulmaya çalışacağız dedi.
Ertesi gün ben
yine sabah erkenden hastanenin önünde onları beklemeye başladım. Bir süre sonra
arkadaşım ve baba geldiler. Babanın kucağı boştu ve perişandı. Öldü oğlum dedi.
Ne diyeceğimi
bilemeden, üzüntüden içim yanarak bir şeyler dedim ama ne diyebildiğimi şimdi
hatırlayamıyorum. Hocamız bizi bekler diye, onları uğurladıktan sonra yukarı
çıktım. Hocama, üzüntüyle durumu anlatıp çocuğun öldüğünü söyledim. Hocam, bana
baktı ve biliyordum umut yoktu, çocuğun öleceğini biliyordum ondan öyle dedim
dedi. İlk anda kavrayamadım, yanlış mı anladım diye sordum, yani hastanede yer
vardı ve öleceğini bildiğiniz için mi gönderdiniz dün? Evet, umut yoktu dedi.
Nasıl bir hayal
kırıklığı, inanamama, dehşet, kızgınlık duyduğumu anlatamam. Aşağıya inerken
hırsımdan gözümden yaşlar akıyor, hızlı hızlı yürüyordum. Bir an önce hastaneden
çıkmak istiyordum. Ellerim yumruk olmuş, karşıma ilk çıkana patlamaya hazırdım.
Dışarıya
çıktığımda arkadaşımı gördüm, acılı babayı uğurlamış beni bekliyordu. Ona
patladım, nasıl olsa ölecek diye göndermiş, hastanede yer varmış aslında, bu
nasıl bir vicdansızlık, nasıl yapar böyle bir şeyi, ben ona güvenmiştim. Nasıl
çocuğun ölürken acı içinde ölmesine göz yumdu, en azından ölürken rahat ölseydi
çocuk. Nasıl bir babayı o çaresizlikle bıraktı, bilemedi mi bir baba için
çocuğunun gözlerinin önünde, acı çekerek ölmesini izlemenin nasıl bir şey olduğunu,
buna nasıl göz yumdu. Beni de kendileri gibi doktor yapacaklarsa istemiyorum
ben doktor olmak, böyle istemiyorum diye ağlamaya başlamıştım.
O gün gerçekten
kararımı vermiştim. Fakülteyi bitirsem bile, doktorluk yapmayacaktım, araştırma
dallarından birini seçecektim.
Elbette ki benim
bu kararı vermemde bir tek bu olay neden olmadı, ama beni en sert çarpan,
kırılma noktası olmuş acı bir deneyimdi. Zaman içerisinde, araştırma dallarının
da sermaye kontrolünde olduğunu fark edince, bütün bağlarımı kaybettim çocukluk
hayalimle. Hiçbir zaman da doktor olamadım diye pişman olmadım.
Ne yazık ki
seneler sonra, o acılı babanın acısını ben de tattım. Bebeğim ölürken, hastane
almak istemedi. Sorumluluktan kaçtılar, çığlıklarımı ve yalvarmalarımı hala
unutamam.
Bilmem kaç kişi o
babanın söylediklerinden o acıyı hissedebildi, ben çok derinden hissettim. Onca
saat ölmüş çocuğunu kucağında taşımasının, kimsenin ona yardım etmemesinin
nasıl bir acı olduğunu ben çok iyi anladım.
Yani
anlayacağınız o babanın dediği gibi, bir hayvan kadar değerimiz yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder