Yaşar Kemal’i kaybetmedik, yitirmedik

Yaşar Kemal’in çok yakınları,  yakın arkadaşları ve dostları onu kaybetmiştir, onu yitirmiştir, onlar için ölümün acısı çok büyüktür ve hepsine sabırlar dilerim.

Ama bizim için nasıl kayıp olabilir veya nasıl yitirebiliriz onu, hatta bizim için ölmemiştir bile. Daha önce bizim için ne kadar ve nasıl varsa aynı şekilde - umarım daha fazla - var olmaya devam edecek.

Olsa olsa bundan sonra, yazdıklarını okudukça onu ve kendimizi buluruz, insanlığını yitirmişleri daha iyi görür, daha iyi insan olmayı öğreniriz, yepyeni değerler kazanırız.

Yaşar Kemal öylesine bir romancı, hikaye anlatıcı değildir. Neredeyse tarih yazmıştır, tarihte yer alan bir sürü olay olurken insanlar nasıl yaşadı o günleri, onu görürüsünüz yazdıklarında, hem de içeriden biri olarak birinci elden.

Gazete yazılarını okuyun Ağacın Çürüğü adlı kitapta 1959-1977 yılları arasındaki yazılarından derlemeler var onları okuyun, bugünü görürsünüz, çalkantılı dönemlerde nasıl bir duruş göstermeli onu anlarsınız.

Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor’u okuyun ve yaşamın neresinden nasıl gelmiş, neler duymuş, neler görmüş ve bütün bunları nasıl anlatmış, romanlarının arkasında nasıl bir hayat varmış onları görün, duyun. Yaşarken kaybolmamış, yitmemiş de şimdi mi yitecek.

Neredeyse kendini bildiğinden beri, daha okuma yazma bilmeden bir Aşık olarak halk hikayeleri anlatan, köy köy dolaşıp anlatılan hikayeleri derleyen, hikayeleri yazıya döken, duyduğunu ve yaşadığını roman eden bir insan nasıl kaybedilir veya yitirilir.

Onca yazdıkları, bütün mahkemelere, baskılara, her şeye rağmen kitaplarda duruyor, kendisi, yaşadıkları, geçmişimiz, kültürümüz kitaplarında duruyor, hem de bir sürü dile çevrilmiş olarak.

Kitaplarından en az birini okusanız, onu orada bulursunuz, görürsünüz. Onun neden kaybedilemeyeceğini veya yitirilemeyeceğini ya da ölmediğini anlarsınız.

1 yorum: